Şizoaffektif Bozukluk

Şizoaffektif Bozukluk

Şizoaffektif Bozukluk

Şizoaffektif bozukluk hem şizofreni, hem de duygudurum bozukluğu belirtileri gösteren hastalar için kullanılan bir tanıdır. Tanı kriterlerine göre; hastada duygurum belirtileri olmadan (manik veya depresif belirtiler) da en azından 2 hafta süren hezeyan ve halusinasyonların görülmesi gerekmektedir.

Bu psikotik belirtilere ilaveten, ataklar halinde gelen depresif veya manik belirtilerin tabloya eşlik etmesiyle şizofreniden, duygudurum atakları arasındaki dönemlerde tam iyileşme olmaması ve işlevselliğin tamamen düzelmemesi açısından da bipolar affektif bozukluktan ayrılır. Yine de, şizofreni-bipolar bozukluk sınırında duran, her iki tarafa da tamamen girmeyen hastalar için kullanılan, tartışmalı bir tanı grubu olduğu da söylenmektedir.

Epidemiyoloji: Tartışmalı bir tanı olmasından ve çalışmalarda farklı tanı kriterlerinin kullanılmasından dolayı epidemiyolojik bilgiler çelişkilidir.

Genel toplumda prevelansının %1’den daha az olduğu düşünülmektedir. Kadınlarda, erkeklere göre daha sık gözlenmektedir. Aile çalışmaları şizoaffektif bozukluğu olan hastalarının birinci derecede akrabalarında hem şizofreni, hem de duygudurum bozuklukları açısından artmış risk olduğunu göstermektedir.

Belirti ve bulgular: Şizofreni, mani ve depresyondaki tüm belirtiler izlenebilir. Bu belirtiler eş zamanlı olabileceği gibi, değişik zamanlarda da ortaya çıkabilir. Psikotik belirtiler duygudurumla uyumlu veya uyumsuz olabilir.

Seyir ve prognoz: Prognozunun, genel olarak, şizofreniden iyi, duygudurum bozukluklarından kötü olduğu düşünülmektedir. Yaklaşık olarak hastaların %20-30’unda gittikçe artan yıkım gözlenir ve bu hastalarda psikotik belirtiler daha baskındır.

Kötü prognoz göstergeleri şunlardır:
Hastalık öncesi işlevselliğin kötü olması
Sinsi başlangıç – Ortaya çıkarıcı etkenlerin bulunmaması
Psikotik belirtilerin baskın olması
Erken başlangıç
Ailede şizofreni öyküsü Ayırıcı tanı: Ataklar halinde gelen duygudurum belirtilerin tabloya eşlik etmesi ile şizofreniden, ara dönemde tam iyilik hali olmaması ile psikotik özellikli duygudurum bozukluklarından (örneğin; psikotik mani, psikotik depresyon) ayrılır. Tıbbi nedenlere ve madde kullanımına bağlı bozukluklar da ayırıcı tanıda dışlanmalıdır.
Tedavi: Tıpkı tanıda olduğu gibi, tedavide de tartışmalar vardır.

Genelde önerilen, akut tedavide antipsikotik kullanımı; sürdürüm tedavisinde ise manik ataklar ön planda ise lityum, valproik asit, tegretol gibi duygudurum düzenleyicileri, depresif ataklar ön plandaysa antidepresan tedavidir. En uygun tedavi yaklaşımı hasta için kişiselleştirilmiş tedavidir

Abdurrahman ALTINDAĞ
Gaziantep Psikiyatrist
Gaziantep Psikoterapist